18 Kasım 2011 Cuma

bir başlık denemesi

nargileli kadınlar
nargilemsi kadınlar
kadınlı nargile
kadınımsı nargile
nargile tutan kadınlar
a.m.
tmm abarttım
p.m.
sonbahara yabancı gibiyim, sarı yapraklar yok ama alışkınım yağmurlu ve sağnak yalnızlı gecelere. ismini bilmek için neler vermezdim.açsan kapıyı birden, süzülsen içeri, pencereden de girebilirsin farketmez, koşup sarılsan gözlerime, olmaz mı sence. neyse, ben buradayım, içimde havlayan bir it var it gibi aşık olamıyorum. siyahlı adamlar yine köşe başında, ve nefesim dağılıyor havanın soğunda.biraz daha gömüyorum kafamı kaplumbağa misali montuma. 5 dakika bekle geleceğim. şu adamları ve şu köşeyi atlatıp hemen bir taksi çevereceğim. bıyıklarımı kestim, bir zürafa baktı durdu bana. bu sefer az içeceğim seni söz. sarhoş olmaya bir kadeh kala bırakacağım. ama nolur ben yüzümü ıslatırken, sen bana bir yiğitmişim gibi bak. sanki orduları dünyalar fetheden bir komutana bakarmış gibi bak. ve tuzlu damlaları vızıldayıp geçen kurşunlarmış gibi gör yüzümde. bu esrar beni sarmadı, bir kaç gram hafıza kaybı çeksem burnumdan belki kendime gelirim.

sevgi seli

gözlerinde sevgi sexi oluştu kızı görünce,

bilirsin

birazdan sokağın ortasında bir adam vurulacak, cesedine beni gömecekler, anlamamazlıktan geleceğim. colt marka silahtan çıkan kurşunu çıkarmaya çalışacağım bir parça viski içip ağzıma sert bir cisim alarak.

na-ayrılmak

biraz altın tozu nefesin, biraz gümüş tozu tenin, bandırlmış tuzuna ve tozuna geçmişin. ha bide geçmemişin. işte senin tarifin. yakarışlarım toz bulutlarına. başım hep tozlarla belada. silsem izi kalır masamda, dudak tozun hala yakamda. Çocuk ben daha küçüğüm. ihtiyar verdiğin her öğüt bende bir düğüm. ama naparsın, üstümü kirletmektir benim görevim. Bilirim yine kızamayacaksın bana.affedeceksin ve basacaksın bağrına. yıkılmak en kolayı ve galiba ben bu işte çok iyiyim hiç olmadığım kadar. şarkı söylemem gibi çirkinim. Vururlarsa beni bir gün yolun ortasında bilki bunlar siren sesleri değil. herkes gibi bir kapı beklemekteyim zamanı yarıp açılan. Ey nolan! beni de filminde oynat. gökyüzünü bir kılıçla yarıp dökülen yıldızlarla misket oynamak isterdim, denizleri kaşıklayarak bitirebilirim eğer biraz vaktin varsa.bir parça çay olsa içermiydin, bir soğuk kahve koydu yüreğime, sen gitsen de ben onları oyalasam, sonra planladığımız gibi buluşsak aynı yerde, yolun kenarında. hani hep beklediğimiz otobüs durağı. hani binip de inmek istemediğimiz otobüsü beklediğimiz durak. o otobüse tekrar binsek, ellerimiz birbiriyle kaynaşıp ayrılamayacak kıvama gelene kadar erise senin sıcaklığında. ve gözlerimiz kararana kadar açlıktan inmesek geberesiye. gülüşüne binelim bu otobüse, biliyordum o otobüse bindiğimde inemeyecektim bir daha. sen indin. ve indiğinde bir gül yaprağı hissettim suratımın ortasında. gözyaşlarımın kusuruna bakmasaydın keşke. ve yüreğim error veriyor deyince gülmeseydin keşke.  her yerde toz var. ne kadar silsem de, bitmiyor. çok özledim demek havada kalıyor çivisine asılamamış bir çerçeve gibi. Atilla ilhanı özledim. davamda yanmayı...